Etiketler

Yurdum insanı “Aref”te kaldı; Şeytan mı yoksa Şarlatan mı onu tartışıyor hararetle.

Ben ise Araf’ta kaldım…

Boşluktayım, tutunacak bir dal arayışındayım.

Çevremizi saran, gözlerimiz açıkken aklımızı kapatan bu illüzyondan nasıl kurtuluruz onu düşünüyorum kara kara.

Herkes Taraf’lara ayrılmış, ben Araf’ta boş boş bakınıyorum, yüzüne ışık tutulmuş kurbağa misali şaşkın…

Minicik çocuklara tecavüz eden ahlaksızlar elini kolunu sallayarak dolaşıyor; buna karşılık suçu belirsiz yazarlar, düşünürler, askerler hapiste bekliyor “toplum huzuruna tecavüzden”.

Uyuşturucu tacirleri, çoluğumuza çocuğumuza zehir saçanlar dışarıda; uyandırmaya çalışanlar, fikir çatıştıranlar içerde…

Lakin hala yer yerinden oynamıyor sakin ülkemde.

Basın özgürlüğü denilen, çoktan beridir “istediğimiz, beğenmediğimiz yeri basın bir gece vakti” olmuş; konuşur gibi yapıp susuyoruz…

Ayazda kalmış, buz tutmuş, vicdanlarımızla “açıkta kalmış dekolte yerlerimizi” tartışıyoruz utanmadan.

Kafalarımız dekolte ama ruhlarımız kapalı kendimizden başkasına; insani rekoltemiz düşüyor her geçen gün.

Ahlakı, inancı içimizde değil de kılık kıyafette arar olmuşuz.

“Ya benimsin, ya toprağın” sözü arabesk film repliği olmaktan çıkmış, çaresiz kadınların kanı sel olmuş basmış dört bir yanımızı ama “göl mü yoksa deniz” mi tartışmaları kadar ciddiye alınmıyor Muhterem Beyler tarafından.

Tarihimizi, kültürümüzü diziler üzerinden tartışıyoruz; kitap kapağı açmak yerine reklam aralarında zap yaparak…

Mide ağrısına iyi gelen hapı cümlemiz biliyoruz da; bir tas yemeğe hasretler ne alemdedir anlamaktan uzaklaşıyoruz gittikçe.

Güney’e kaçmak tabiri karmakarışık Güney’den vatandaşlarımızı nasıl kaçırırız kaygısına dönüşmüş, dört bir yanımız yanıyor kavruluyor kış günü; ama umurumuzda bile değil Aref’in sihirli dünyası kadar.

Sınırlarla belirlenmiş yaşamlarımızda, sihirlere taktık kafayı.

Herkes Aref’i tartışıyor, ben ise Araf’ta kaldım…

Anlamıyorum, algılayamıyorum…

Sinirimi yok edecek bir sihir arıyorum umutsuzca…

Bulamıyorum…

Çaresiz, şiire, şaire sığınıyorum yine:

Boynu bükük alfabede sessiz,
Haddini aşmış günahlar, af sessiz,
Sonsuz bir kelamdan yoksun raf sessiz,
Bekleyiş, korku ve heyecan, Araf sessiz,
Ağlar, kanar güneşin doğduğu taraf sessiz…

22 Şubat 2011

Reklamlar