Sevgili Oğlum,

Bugün “kar”la tanıştın…

Gerçi sen her şeye olduğu gibi ona da “agu” diye sesleniyorsun ama ilk defa gördüğün ve heyecan duyduğun şeylere verdiğin tepki gibi gözlerini kocaman açıp ellerini uzattın kara.

Hiç merak etme, bu kış değil ama seneye sen, ben ve köpeğimiz yuvarlanacağız evimizin önündeki pamuk tarlasında…

Kuşlar için bahçemize ekmek ve su bırakacağız ki kar altında aç susuz kalmasınlar…

Sonra evimizde sıcacık saleplerimizi içerken kuşların mutlu mutlu karın doyuruşunu izleyeceğiz penceremizden…

Ve ben sana böylesine güzel bir beyazlığın bile insanların hayatlarını karartabileceğini anlatmaya çalışacağım dilim döndüğünce.

İşin başında “yetkinler” olmadığı için “etkin” kar yağışında kentlerimizin büyük köylere dönüştüğünü…

Herkesin bizim kadar hatta bahçemizdeki şu kuşlar kadar bile şanslı olmadığını, karda kışta ısınamadığını…

Biliyor musun oğlum, televizyonda koca koca adamlar, kadınlar birbirini rezil etmek için uğraşıyor.

Kim daha çok yolsuzluk yapmış, kimin kökeni neymiş onu tartışıyorlar.

O kadar sıkılıyorum ki, şu büfemizin üzerindeki oyuncak gibi olsa keşke dünya diyorum…

Hani ters çevirince karlar yağıyor ya şehrin, insanların üzerine…

İşte diyorum, bazen şu insanları da ters çevirsek, acaba gölgelerinden sıyrılıp beyaz beyaz yağarlar mı?

Usul usul yağan karı izliyorum pencereden…

Batman’ın “sorumlu” Belediye Başkanı “Batman” yani Örümcek Adam filmine dava açma peşindeyken Batman’ın yolsuz köylerinde karda mahsur kalan hastalar geliyor gözümün önüne…

Ya da “örümcek” bağlayan zihniyetlerin okula göndermediği kızlarımızın sönen hayallerini, gözyaşlarını temizler mi şu yağan kar onu düşünüyorum…

Kahpe tuzaklarıyla, beyaz güvercinlerimizin al kanlarını döken vicdansızların karanlıklarını da bir gün örter mi ki bu beyazlık diyorum kendi kendime…

Ön ödemeli doğalgaza para denkleştiremeyen, denkleştirse de gece vakti biten gazı dolduracak bir belediye görevlisi bulamayan yaşlılar, bebekler için de bir süper kahraman “GazMan” adıyla çıkar mı ortaya diye saçmalıyorum zihnimde…

Çalanı çırpanı koruyan, ortalığa salan SoySal devlet mi olacaktık, yoksa “sosyal” devlet mi onu hatırlamaya çalışıyorum…

Camın önüne düşen kar taneleri zihnime, yüreğime yağıyor oğlum…

Ve senin için, bizim için geleceğimiz için bir büyük ustanın dizeleriyle umutlanıyorum:

Beyaz, ipek gibi yağdı kar, acılarla dolu bu dünyaya;
İnsafsızlık, vahşet hala güçlü ve hala iktidarda…
Bir yandan sürüp gidiyor hayat;
Beyaz, ipek gibi yağdı kar…
Yağdı kirpiklerine bir kızın,
Yağdı mavi bir nehre
Saçlarıma yağdı, otobüslere, ağaçlara, evlere…
İçimden okşadım onu…
İstedim ki daha güzel olsun şu dünya…
İstedim ki beyaz ipek gibi yağan karın altında
Bitsin artık bu sürüp giden alçaklıklar.
Bir bebek ölüm tehdidi altında yaşamasın beşiğinde…
Ve paramparça olmasın sımsıcak, capcanlı, yaşayıp giderken insanlar…
Bırakın, beyaz, ipek gibi yağan karın altında hayallerimiz olsun…
Yaşayalım özgür, güzel, düşünceli…
Anlatalım düşündüklerimizi birbirimize…
Sevinç egemen olsun her yerde, insanca bir kaygı…
Beyaz, ipek gibi yağdı kar…
Yağsın…
Dünya daha güzel olacak,
İnanıyorum buna…
Bir insan kalbinin güzelliğine,
Çocukluğuna,
Sonsuz cesaretine, olanaklılığına
İnandığım kadar…

Annen

Reklamlar