Sevgili Oğlum,

Yarın Bayram, sana Bayramla ilgili keyifli şeyler yazmak istiyordum aslında.

Ama canım çok sıkkın…

Nasıl bir ülke olduk, cehalet ve vurdumduymazlık nasıl kapladı dört bir yanımızı böyle diye düşünüyorum dünden beri.

Bütün dünyanın saygı duyduğu bir Kurtuluş mücadelesine, bir lidere hakaret etmek ne zaman bu kadar kolaylaştı?

Savaştan yeni çıkmış, yokluk içindeki bir ulusun neredeyse 100 yıl önceki şartlarda başardıkları ile gurur duymak yerine, onu hor görmek niye?

Daha fenası böyle bir söz karşısında “taş kesilmesi” gereken bir halk nasıl olur da “alkış” tutar?

Anlamıyorum, gün yüzlüm…

Hiçbir yere koyamıyorum duygularımı, mantığım desen çoktan kısa devre yaptı.

Hepimiz “sözde” Atatürkçüyüz, Cumhuriyetçiyiz; ama “öze” gelince içimiz boş.

“Atam İzindeyiz” diyoruz her Bayram; izin bir bitse belki kalkıp koşacağız O’nun ilkelerinin peşinden, bize açtığı ya da açmaya çalıştığı çağdaşlık yolundan…

Neden peki?

Çünkü okumuyoruz.

Okumadığımız için görmüyoruz, bizim “eleştirmeyi” marifet Saydığımıza dünyanın nasıl hayranlık beslediğini…

Ne yaptı Atatürk, “herkesi” bu kadar kızdıracak?

Türk insanını ümmetten çıkarıp “millet” yapmaya çalıştı mesela.

Halbuki Başbakanımız hemen çözdü bizi “üç koyun gütmemiş insandan bu ülkede siyasetçi olmaz” dedi, başımızı eğip “meeeee” dedik.

Millet olacağız derken, “Meeellet” olduk bir nevi.

Türk kadınını, peçeden çarşaftan kurtardı, kadınımızın hak ettiği ve özlediği değeri tekrar sunmak için çaba gösterdi; “Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın” dedi.

Bugün ise “karısı, kızı düğünde oynarken izleyen adama deyyus denir” sözleriyle karşılaşıyoruz; kadınlarımız kızlarımız sokak ortasında sürükleniyor, töre adı altında öldürülüyor göz göre göre…

Dün “dostum” dediğine, gün gelip “savaş” açmadı; savaştığı düşmanına, esir düşmüş komutanlara bile saygıda kusur etmedi.

Bizim artık hiç “dostumuz” kalmadı…

İnancından başka hiçbir gücü olmayan bir Halkla birlikte “bağımsızlık” mücadelesi verdi, koca koca Devletlere kafa tuttu, onların kibirle şımarıkça ülkemizde salınan askerlerini, donanmalarını kovdu.

Biz, kendi topraklarımızda terör örgütüyle mücadele edemiyoruz, yol kesip adam kaçırıyorlar, her gün yeni bir cana kıyıyorlar, çaresizlikle izliyoruz.

Demokrasi dedi, Cumhuriyet dedi; istese İmparatorluğunu ilan edebilecekken seçme ve seçilme hakkı dedi.

Bugün o hak sayesinde “seçilenler” ilk şehidimizi verdiğimiz günün “kutlamasında” neşeyle halay çekiyor.

Utanıyorum oğlum, korkuyorum, üzgünüm…

Ne senin, ne de Atamın yüzüne bakamıyorum.

Çünkü geçmişine sahip çıkamayan bir ulus nereye gider, inan bilmiyorum.

Gerçekten de “demir ağlarla” örüldü dört bir yanımız, kıpırdayamıyoruz…

Sen oku, oku ki; kimse demir ağlarla kaplayamasın zihnini ve geleceğini oğlum…

Annen olarak, en büyük vasiyetim, budur sana…

Annen
Türkan Şanverdi Avcı
18 Ağustos 2012

Reklamlar