Aşağıdaki yazıyı geçen sen yazmıştım, bugün 36 bitiyor, hislerim aynı. 40’ında neler yazacağım bakalım 🙂

Yaş 35, Yolun Başı

Sevgili Oğlum,

Yarın itibarıyla 35 yılı geride bırakmış olacağım.

Ben çocukken, 30’lu yaşlardaki annem babam ve arkadaşları bana çok yaşlı gelirdi. Ne 30’u, 20’li yaşlar bile çok uzaktı.

Ama şimdi, 60’larını yaşayanlara genç dediğime göre, demek ki ben de yaşlanmışım.

35 yıllık yaşamımda neler mi öğrendim?

Bir kere en sağlam dostlukların çocuk yaşta edindiklerin olduğunu gördüm. Her türlü kompleksinle birlikte büyüdüğün, çıkarsız, beklentisiz, hesapsız dostluklar…

Pamuk ipliğine bağlı ilişkilerin, arkadaşlıkların aksine “arka taşım” diyerek gönül rahatlığı ile sırtını yasladıklarınla.

Beğenmediğimiz, eleştirdiğimiz, kızdığımız anne babalarımızın değerini, kendimiz çocuk sahibi olunca anladım. Bir çocuk, bir insan, dahası bir ruh yetiştirmenin ne zor olduğunu algıladım.

Duvarda asılı diplomaların insanı “adam” yapmadığını, asıl cehaletin yürekte olduğunu gördüm.

Mutluluğun en büyük başarı, sağlığın en büyük zenginlik, vicdanın en büyük güç olduğunu öğrendim.

İnsanları asla tanıyamayacağımı kabul ettim, “ne söylersen söyle karşındakinin algısıyla sınırlısın” sözünü defalarca test ettim.

O yüzden “Tanrım bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için güç, değiştiremeyeceklerimi kabul etmek için sabır ve ikisinin arasındaki farkı anlamak için akıl bahşet” diye dua ettim.

Ki itiraf etmeliyim, bu konuda çoğu zaman yeterince akıllı olamadım.

Yaşanan hiç bir şeyin nedensiz olmadığını, en dibe çöktüğümü düşündüğüm anlarda bile bir çıkış yolu, bir ışık olduğunu öğrendim.

Asık suratlara inat, kocaman içten bir kahkahanın insanı nasıl güçlendirdiğini, tazelediğini fark ettim.

Evet oğlum, artık 35 yaşındayım, şaire kalırsa yolun yarısı, bana kalırsa daha başı.

Çünkü artık, neyi isteyip neyi istemediğimi daha iyi biliyorum.

Keşke’lere daha az takılıyorum.

“Olsaydı, olmasaydı” ne olurdu demek yerine, ben yaptım oldu diyorum.

Sevilmek yerine, sevmeye önem veriyorum.

“Hayatta her şeyin insana dair” olduğunu kabul ediyor, kesin hükümler, yargısız infazlar yerine anlamaya çalışıyorum.

Daha çok özür diliyor, daha çok affediyorum.

Ama kimseye de hak ettiğinden fazla değer vermiyorum, “ne kadar ekmek, o kadar köfte” diyorum.

Negatif enerjilere, asık suratlara kapımızı da hayatımızı da kapatıyorum.

Daha güzel, daha zayıf, daha akıllı, daha başarılı, daha becerikli, daha zengin olmayı istiyorum elbette ama her yeni gün de sahip olduklarım için şükrediyorum; en çok da baban ve senin için, ailemiz için.

Ufak tefek şeylerle günümü karartmak yerine, keyif almaya bakıyorum.

Çünkü doğduğum için, sen doğduğun için, yaşadığımız ve yaşadığımızı hissettiğimiz için çok şanslıyız gün yüzlüm.

Her geçen yılda bunun değerini daha çok anlıyor, hissediyorum.

O yüzden yolun yarısında değil, başındayım daha.

Birlikte güzel günlere…

Annen

Türkan Şanverdi Avcı

5 Nisan 2012

Reklamlar