Düşük profilli Başbakan tartışmalarını okurken Sevgili Beyim dönüp “bence sen de bir özgeçmiş yolla” dedi.

Aklıma yatmadı değil, nitekim ben hepi topu 2 aykü ile bir ömür geçirmiş, onun birini de doğumda oğluma verip kalan biri ile nefes almak, yemek, uyumak gibi temel ihtiyaçlarını gideren biriyim.

Tabii bu kadarı da fazla düşük derlerse bilemem.

Ama yönetimi kayıtsız şartsız bırakma konusunda deneyimliyimdir.

Evdeki egemenlik net bir şekilde beyim ve oğlum arasında bölüşülmüştür.

Ev içi de ev dışı da politikaları onlar belirler.

Ben daha ziyade, hiç işlerine bakarım. Bir nevi getir götür işleri yani.

Aralarındaki iktidar ve koltuk kavgasına asla dahil olmam.

Bırak etme demez, çıkan karara biat ederim.

Asla sorgulamam.

Sonunda birisi hatta çoğu zaman ikisi de masadan kalkıp gidecektir nasılsa, sessizce yemeğime devam ederim.

Çok kolay kandırılırım.

Beyim, oğlum, manav, kasap, bakkal falan rahatlıkla kandırır beni. Her gün, her dakika “kandırılabilirim” ama takılmam çok.

Beni kandıranlarla kavga etmem, zaten kimse de “evine ateş düşsün” diye beddua etmez bana.

Bendeki sakarlık potansiyeli kendi evime kendi ateşimi düşürecek kadar fazladır nitekim.

Bol bol düşerim, oğlan çocuğu gibi kolum bacağım mor gezerim, salonda mutfakta bir şeyler kırarım… Genelde suçu evdeki kediyle köpeğe atarım.

Kendi çapımda trollerim vardır.

Ailem, dostlarım her durumda savunurlar beni.

Gerçi ben de savunulmam gereken ya da bilmediğim konularda feci laf kalabalığı yapıp, gündemden uzaklaşmayı beceririm.

Aralıksız 3 saat konuşup hiçbir şey anlatmama potansiyeline sahibimdir.

Öyle Avrupa Birliği falan diye ölüp bitmem, kendi yoluma bakarım.

Bana zamanında 5 senelik vize vermişlerdi bir kere bile Avrupa’ya gitmedim. Yeni vize alacağımda hasarsızlık indirimi istedim ama hiç gülmediler.

Rus ırkına da güzelliğinden dolayı kılım zaten, her türlü muhalefeti yapabilirim.

Şimdi bütün bunlar düşük profile uygun mu değil mi bilmiyorum ama Sevgili Beyimi dinleyip bir özgeçmiş göndereyim.

Evimin Reis’i uygun gördüyse uygunumdur mutlaka.

Bir tek kareli ceket konusunda şüphelerim var, şişman gösteriyor.

Yine de “bahçede” konuşup bir “mutabakata” varırız belki, kim bilir?

En derin saygılarımla arz ederim.

Reklamlar