Çok ama çok ağır geliyorsunuz bana…

Nefes aldırmıyorsunuz, huzur vermiyorsunuz.

Gündem değiştirmek için yapıyor diyenler haklıysa eğer daha da ağır bir yüksünüz.

Gündeminiz de batsın ekonominiz de…

Siz de batın yerin dibine diyeceğim ama belli ki öyle bir vicdan yok yüreğinizde.

Ne bunu imzalayanlar ne de savunanlarda yok öyle bir vicdan.

Soruyorum size…

Kadın ya da erkek, çocuk ya da hayvan ayırmadan soruyorum…

Hiç tacize ya da tecavüze uğradınız mı?

İnanın bir tekiniz ya da yakınınız için dilemem ama sadece soruyorum.

Hiç ürkek, sessiz çığlıklarınızı duyuramadığınız oldu mu?

Issız bir köşede çaresizce çırpındınız mı?

Ağzınız bir el tarafından kapatılırken, nefesiniz kesilene dek bağırmak istediğiniz ama nefes bile alamadığınız oldu mu?

Utançtan yerin dibine geçmesi gereken siz olmadığınız halde, insanlardan utandınız mı, korktunuz mu?

Kendinizi aynı anda aciz, umutsuz, tükenmiş, yalnız hissettiniz mi?

Evlatlarınıza dair en korkunç kabusu, en aklınıza gelmez karabasanı yaşadınız mı?

Hatırlıyor musunuz Kayseri’de şeker toplamaya çıkan minicik çocuklarımızı?

Özgecan’ı?

Hani Barış Gelini diye bütün dünyayı dolaşıp da bu topraklarda tecavüz edilip öldürülen Pippa’yı?

Ensar Vakfı’nı?

Ve binlerce, milyonlarca taciz, tecavüz mağduru çocukları, kadınları?

Bu mudur yani?

Bize biçilen, layık görülen hayat bu mudur?

Biz bunu mu hak ediyoruz?

O karara imza atanlar…

Cidden merak ediyorum.

Evinize döndüğünüzde annenize, kardeşinize, karınıza, kızınıza, oğlunuza gönül rahatlığı ile bakıp sarılabiliyor musunuz?

Eğer yapabiliyorsanız, ben neyim?

Başka bir dünyadan, başka bir gezegenden mi?

Çünkü benim ruhuma çok ağır geliyorsunuz…

Taşıyamayacağım, kabul edemeyeceğim kadar ağır…

Ve nefes bile alamıyorum aynı yüzyılda…

Reklamlar