Bir süredir yine uzak kaldım kelimelere…

Sıkılıyorum, kızıyorum çünkü…

Sanki istemediği bir filme bilet almış da bir türlü salondan çıkamayan biri gibiyim; o kadar ait hissetmiyorum ki kendimi içinde bulunduğumuz ortama…

Ama anneler günü yazılarımı hiç aksatmadım, o yüzden yine oturdum masa başına.

Reklamlar, gazeteler yine kopmuş da gidiyor.

Annelik şöyle kutsal, böyle özel diyorlar ya dakika başı, baştan söyleyeyim ben o modellerden değilim.

9 yaşındaki yer cücesine ne fiziksel, ne zihinsel ne de ruhsal olarak yetişemeyen; dili yere yapışmış halde peşinden koşan biriyim.

Değil dört dörtlük çocuk, kurutmadan maydanoz bile yetiştiremeyecek potansiyeldeyim işin gerçeği.

O nedenle düşe kalka ilerliyoruz yolumuzda bir şekilde.

Büyüdükçe kavgamız da sevgimiz kadar artıyor, hatta galiba kavgamız öne geçiyor.

Malum bu yeni nesil kristal, elmas, zümrüt, yakut, pırlanta soyu…

Sanki çocuk yerine kuyumcudan kolye aldık.

Dokunulmazlar, narinler, içsel zenginler mübarek.

Her konuda fikirleri var, her söze cevapları var.

“Biz çocukken büyüklerin lafına karışmazdık” dediğimde aldığım cevap “İyi ki o zamanlarda yaşamadım, ne sıkıcıymış” oluyor.

Çocuk kristal, sen bijuteri kaldın mı kaldın…

Ne yapalım, bünyede böyle yerleşmiş.

Otur dediler mi oturur, uyu dediler mi uyur, sus dediler mi susardık biz.

Lakin bunlara otur desen, “otururum ama haklı bir gerekçen olması lazım” diyorlar.

Yok haklı gerekçem falan, çok yoruldum sen de otur biraz arkadaş, sorgulama içselleştirme bir kere de eline mi yapışır?

Bir de vicdan azabı konusu var ki kim aklımıza soktu hiç bilmiyorum.

İçimden kendisine anne terliği fırlatma arzusu fışkırırken, “anlayışlı ve demokrat anne” profili çizmeye çalışsam da kendimi nasıl yine suçlu ve ezik hissediyorum hiç anlamıyorum

Çocuk okulda yaramazlık mı yaptı, kesin nedeni benim.

Kitap sevmiyor mu?

Her akşam ben kitap okumalıyım ki o da heveslensin.

Ay çok mu bağırdım acaba, bak şimdi kötü etkilenecek, psikolojisi zarar görecek.

Sağlıklı beslen, küfür etme, spor yap, internette çok zaman geçirme, telefonu eline alma birlikteyken, evde yoğurdunu ekmeğini falan kendin yap, hatta mümkünse kendi tavuğunu ineğini yetiştir ki biricik kristal evladın, evlatların sıhhatli düzgün yetişsinler.

Bunlar hep dış güçler işte…

Çekemiyorlar bizim istikrarlı terliksi anneliğimizi…

Bize terlik gerek bizi…

Fırlat gitsin, sen sağ kristal selamet…

(Şaka bir yana tüm annelerin, anne adaylarının ve yüreği anne olanların gününü kutlarım. En çok da Zübeyde annemizin, şehit annelerimizin, evlatlarını kaybetmiş ya da onlara hasret tüm annelerimizin)

Türkan Şanverdi Avcı

14 Mayıs 2017

Reklamlar