Etiketler

Kuzey Kore’nin bana ismi baharatı çağrıştıran lideri Kim Jong öldü…

Ne diyorlar hakkında?

Ülke sefalet içinde boğuluyordu, ama kendisi konyak ve ıstakoz içinde yüzerdi.

Kadınlara düşkündü, sayısız metresi vardı.

İnternet, cep telefonu, uydu yayınları yasaktı; vatandaşlar sadece devlet televizyonu izleyip, devlet radyosu dinlerdi.

21. yüzyılda, halkını tamamen dünyadan koparmıştı ama kendisi 20bin adetlik Amerikan filmleri arşivine sahipti, Liz Taylor hayranıydı.

Sırf kendi filmini çeksin diye bir yönetmeni ailesi ile kaçırıp getirmişti.

Yangında ilk kurtarılacak olan “kendi resmi” idi.

Hele ki hakkında biri laf etsin, sadece lafı eden değil, 7 sülalesi yok edilirdi.

Biz de ağzımız açık okuyoruz, “bu devirde böyle yaşamlar böyle adamlar var mı ya” diye şaşırıyoruz.

Oysa biz 1000 kanallı televizyonlarımızda istediğimizi izliyoruz.

Misal Van’daki çadırlardan ve “yangın”lardan sıkıldığımızda, hemen zap’layıp Acun’la firar ediyor, ilk önce kendi ruhumuzu kurtarıyoruz.

Kadınlarımızın sokak ortasında yatan cansız bedenlerindeki bıçakları santi”metresi”ne kadar biliyoruz.

Ekmek bulamazsak pasta yiyor, Porşe bulamazsak Fiat’a biniyoruz.

Bizi temsil etsinler diye gönderdiklerimizin, Meclis’te kırdığı bardakları sayıyor, birbirlerine hakaret etmelerinden keyif duyuyoruz.

Sıradan halk olarak Osmanlı’dan bu güne değin, beğenmediğimiz her lideri, yönetimi eleştiriyor; karşılığında öldürülmüyoruz. En fazla yargısız hapse, vatandaşlıktan çıkarılmaya mahkum oluyoruz.

Kimsenin hakkımızda atıp tutmasına itiraz etmeyiz. Dünyada ne vahşi bir millet olduğumuza dair lobiler yapılıyor, biz balkondan çekirdek çitleyerek izliyoruz.

Neyse ki Kim gibi uçak korkumuz yok, kapıya dayanmış sepet sepet yumurtalarımızla uçağa doluşup, “bizi unutma, sabrımızı taşırma” diye dikleniyoruz.

İnternetimiz kesik değil; sadece yasaklı bazı sitelerimiz var; çok istersek o “site”lere de “kaçak hat” çıkarak, site sakini oluyoruz.

Son model cep telefonlarımızla, tuvalete kadar her şeyimizi kaydediyoruz ama yediğimiz, içtiğimiz, sattığımız kayıt dışı.

Kültürel olarak da hiçbir tıkanıklık yaşamıyoruz.

Baklava desenli sanatçılarımız havyar bilir mi bilmez mi, havyar Türk kültüründe var mıdır diye tartışıyor; tarihimizi “Sülüman” olarak öğreniyoruz.

Yönetmenleri, sanatçıları, bilim adamlarını kaçırıp ülkemize getirmiyoruz, genelde bizden başka ülkelere göçüp orada büyük başarılara imza atıyorlar.

Haliyle de bu haberleri okuyunca şaşırıyoruz, bu devirde böyle dünyadan kopukluk, içe kapalılık, cahillik olabilir mi diye.

Zavallı Kuzey Kore halkı…

Kim gitti, yerine oğlu Kim geldi…

Güney Kore babasından daha sert olan oğlu yüzünden endişeli imiş…

Üzüldüm…

Onlar Kim Kime; biz burada Kuzey Güney ile Dum Duma yaşıyoruz çok şükür…

Türkan Şanverdi Avcı

20 Aralık 2011

Reklamlar