Etiketler

Bizim evin entelektüeli Sevgili Beyimdir.

Zira O’nun aşağı yukarı her konuda bilgisi ve düşüncesi vardır ve bu birikimiyle beni, bizleri aydınlatmaktadır.

Bendeniz ise evin “dantel”lektüeli kadrosundayım.

Yani olur olmaz her yere “sel” emeği (ardı arkası kesilmez nitekim), söz nuru,  “iğne”leyesice “oya”sıca düşüncelerini saçan cinsinden.

Bir çeşit sinamekisi fazla kaçmış çene durumu.

Bu nedenle bir haber okuduğumda, duyduğumda söylenir, söylenir lakin bir türlü rahatlayamam.

Çünkü o düşüncelerimi, sözlerimi, hatta yeri geldiğinde küfürlerimi bir şekilde saçmam, içimden atmam gerek.

Öyle ki, işlevselliği dahi önemsiz kalıyor bazen.

Tıpkı akla gelen gelmeyen her yere dantel örtüler seren eskiler gibiyim, işe yaraması değil, benim kullanmam önemli.

“Dantel”lektüelliğim de tam buradan kaynaklanıyor zaten.

Cahil cesareti benimkisi…

Enine boyuna düşünerek değil, basbayağı bodoslama dalıyorum, huyum kurusun.

Misal biri bana “Hes” konusunda ne düşünüyorsun dese; doğayı hiçe sayanlar   “hes”tirsinler gitsinler cevabını veririm.

Demokratik bir “ses”le itiraz edenlerin önünü, hapis tehdidi ile “kes”enlere de ağız dolusu bir “pes” derim.

Kademeli eğitim ise konu, ona zaten hiç kafam basmıyor.

İlköğretim üstü ortaöğretim konusunu anlamak, benim için pilav üstü döneri anlamaktan daha zor.

Eğitimin içeriği ile uğraşmak varken, ne olduğunu niye olduğunu anlamadığım bu mesai karşısında aklımdan geçen sadece “mühim olan boyu değil, işlevi” cevabını vermek geliyor.

Kadınların sokak ortasında yerlere serilen cansız bedenleri ile ilgilenmeyen bir toplumun, fotoğraf çekilirken liderlerin eşleri ayakta mı olmalıydı, oturmalı mıydı tartışması da son derece sığ geliyor bana.

“Namus cinayetini, aşk hiddetini, aile içi şiddetini çöz de ondan sonra kadın ister ayakta dursun, ister amuda kalksın güzel kardeşim” diye söyleniyorum.

Kültürel ve sanatsal bakışım da bu kadar “dantel”ist.

Örneğin Halley Kuyrukluyıldızı travmasını dahi atlattık da, “vizyon”umuz niye hala Euro’da takılı merak ediyorum.

Kusura bakmayın ama en son ilkokulda heyecan duymuştum Eurovizyon için ki seksenlerdeydik ve takdir edersiniz dünya ile böyle bir iletişimimiz yoktu.

Ama bugün Fazıl Say’lar, Şefika Kutluer’ler, Tarkan’lar, İdil Biret’ler ve daha adını sayamadığım bunca dünya çapında ünlü yeteneklerimiz varken; Yunanistan bize kaç oy vermiş umurumda bile değil.

Kaldı ki ben çocukken dahi Barış Manço sayesinde bütün dünya tanımıştı bizi.

Alt tarafı müzik yarışması, üst tarafı niye bizi bu kadar geriyor, keyif almayı unutuyoruz diye kızıyorum.

Dedim ya, işe yaramaz dantel örtüler gibi güncel pek çok konudaki görüşüm.

O nedenle lüzumsuz bulup, bana öfkelenip kızmakta, sıkılmakta haklısınız…

Ama ben serdim rahatladım…

Türkan Şanverdi Avcı

26 Şubat 2012

Reklamlar