Etiketler

Küçük bir çocuktum…

Hani derler ya “çocuklar acımasızdır, çünkü fazla dürüsttürler, herşeyi dosdoğru yüzüne söylerler insanın…

Hani derler ya, “hep çevrelerini gözlemler, kendilerini diğerleriyle kıyaslarlar, onda var bende neden yok, bende var sende yok rekabeti başlar” işte o yaşlardaydım…

“Allahım” derdim, “neden benim annem böyle” neden “Ayşe’nin, Fatma’nın, Ali’nin annesi gibi değil?”

Çünkü benim annemin gözleri çok az görürdü…

Kör değildi ama mesela beni uzaktan seçemezdi, dikiş dikemez örgü öremezdi.

Bana sorarlardı arkadaşlarım “neden annen böyle” diye, ben de cevabını bulamaz belki bilir de cevap verir umuduyla Tanrı’ya sorardım “neden benim annem böyle” diye…

Anlamazdım, hissedemezdim onun yaşadıklarını… Çünkü onun gözleri az görürdü, benimse yüreğim, aklım…

Neye, niye sahip olmadığını düşünmekle öyle meşguldüm ki onun “nasıl bir güce” sahip olduğunu uzun yıllar göremedim.

Ne yazık ki büyümem gerekti, onun mücadelesini anlayabilmem için…

Yaş olarak değil yürek olarak büyümem gerekti. Ancak o zaman açıldı yüreğimin gözleri, ancak o zaman saygı duydum, yakınmak yerine…

Gurur duyuyorum annemle…

Sapasağlam bedenleriyle çalışmaktan aciz kişilere karşılık edebiyat fakültesini bitirip de öğretmen olduğu, karanlıkta kalmak yerine ışık tutma cesaretini gösterdiği için.

Beni hep en iyi “gören” kişi olduğu için.

Eli kolu tutan, fakat çocuğuna sarılmayı akıl edemeyen annelerden olmadığı; sevgisiyle, inancıyla beni sarıp sarmaladığı için.

Onunla olan bütün mücadeleme karşılık her koşulda, her durumda beni desteklediği, yanımda olduğu için.

Ve çok utanıyorum, onu bu kadar geç anladığım için…

“Neden benim annem böyle” demek yerine “iyi ki benim annem böyle” demeyi bu kadar geciktirdiğim için.

Ne yazık ki şu hayatta bedensel ya da zihinsel engellere sahip olmak zor…

Çok zordur engelli olmak, bunu yaşamadan anlayabileceğimden emin değilim.

Ama inanın çok da zordur birinin çocuğu, anası, babası, kardeşi kısaca sevdiği insanın engelli olması…

Kendi egonu bir kenara koyup, onu hissetmek, ona güç vermek, yaşamı iki taraf için de yaşanılır kılmak…

Bu ancak sevgiyle, inançla ve en önemlisi eğitimle olur.

Yani asıl eğitilmesi gereken bizleriz…

Anlamak, mücadelesine destek olmak, saygı duymak için eğitilmemiz gerek.

Öğrenmemiz gerek zorluklara rağmen değil, o zorluklarla sevmeyi; yargılamak yerine konuşmayı, paylaşmayı; yüreğimizdeki “engelleyen”, kalıplar koyan örümcek ağlarını temizlemeyi…

Affet beni annem…

Var olduğun ve beni var ettiğin, ufacık sorunlarda benim omuzlarım çökerken, senin engellerle dolu yaşamında sürdürdüğün saygın mücadelenle kendime gelmemi sağladığın her güne teşekkür etmediğim için…

Benim bunun için çok büyümem, seni çok üzmem gerekti…

Bugün öğretmenler günü…

Ve sen benim hayattaki en önemli öğretmenlerimden birisin.

Hayat adil olmasa da, karşıma bir yığın “engel” çıkarsa da, çukurlara düşsem, tepeleri aşamasam da, en sevdiklerim dahi beni anlamasa da pes etmemem gerektiğini; her zaman ayakta kalmanın bir yolu olduğunu bana öğretensin…

İyi ki varsın, iyi ki annemsin…

Öğretmenler günün kutlu olsun.

24 Kasım 2012

 

Reklamlar