Kelimelerle aram bozuk bugünlerde…

Çünkü ben güzel kelimeleri seviyorum, umutlu kelimeleri…

Günışığı altında parlayan renkleri, ay ışığı ile dans eden yaramaz gölgeleri, çocuk kahkahalarını, sevinç gözyaşlarını…

Ama ne mümkün?

Çocukların öldüğü, acımasızca kurban edildiği ülkemde nasıl yüzüm kızarmadan bakarım ki renklere?

Anısız çocuklarla dolmaya başladı ne yazık ki bu topraklar…

Hepsinin yaşını toplasan, belki bir sen bir ben etmeyecek “yaşsız” çocuklar…

Ne zaman kayıp çocuklar ülkesi olduk biz böyle?

Saklambaçların sonu neden hep ölümle bitiyor artık?

Çocukluk oyunundan bir bir çıkarken, çıkarılırken çocuklar, niye kavga çıkarmıyoruz mahallenin yetişkinleri, bizler?

“Ne siyaset, ne futbol, ne ekonomi… Çocuklar ölüyor Hanımlar Beyler, kalkın artık yerinizden” diye niye kıyameti koparmıyoruz?

En kötü beddualarımızın gerçek olduğunu, çocuklarımıza kıyan canilere dünya üzerindeki en ağır en acımasız cezaların verildiğini görmek istemez miyiz?

Nasıl devam ederiz hayatımıza, hiçbir şey olmamış gibi?

Bunca anısız, yaşsız çocuğumuz varken nasıl nefes alırız yaşadığımız her yeni günde?

Etsek de huzur bulur mu ki ruhlarımız?

Utanmaz mıyız?

Hangi cesaretle bakarız evlatlarımızın yüzüne ve aynadaki yansımamıza?

Nasıl anlatırız onlara?

Sokak ortasında tekmelerle öldürülen çocukların ülkesi burası diye…

Kafasına kurşun isabet edip de, 15-16 yaşında uğurladığımız çocukların ülkesi…

Tepelerine bomba yağdırdığımız, yollarına mayın döşediğimiz çocukların ülkesi…

İntikam için kaçırılıp işkence edilerek öldürülen çocukların ülkesi…

Minicik bedenlerinden tahrik olan sapıkların kurban seçtiği çocukların ülkesi…

Kaybolmasını dahi vicdansızsa siyasi malzeme yapanların sahip çıkmadığı çocukların ülkesi…

En kötüsü de, yapanın hiç cezalandırılmadığı hatta korunduğu çocukların ülkesi…

Anısız, yaşsız çocukların ülkesi…

Kayıp çocuklar ülkesi burası…

Böyle mi anlatacağız çocuklarımıza?

Ve yüreğimiz yetecek mi “bütün bunlar olurken biz sadece izliyorduk” diye itiraf etmeye?

Zamanı gelmedi mi “yeter artık” demenin?

“Ne siyaset, ne futbol, ne ekonomi… Çocuklar ölüyor Hanımlar Beyler, kalkın artık yerinizden!” diye avazımız çıktığı kadar haykırmanın?

Yoksa kayıp çocuklar ülkesinde, hiçbir şey olmamış gibi devam mı edeceğiz “sözde” yaşamaya?

Reklamlar