Sevgili Oğlum,

Sana uzun zamandır yazmıyorum kusura bakma… Ama bazen (tıpkı şimdi olduğu gibi) dünya fazla geliyor üzerime ve ben de mecburen “sığlık” iznimi kullanıyorum.

Maalesef güzel olduğu kadar da zor bir coğrafyada doğdun ve zor bir dünya bekliyor seni. Bana hep dediğin gibi gerçekten de “büyüdüğünde bilim adamı” olursan İsviçreli meslektaşların gibi “diş macunun faydaları” konusunda araştırma yapman pek mümkün görünmüyor. Tabii şimdilik sana bunu söyleyip de hevesini kaçırmak istemiyorum.

Neyse, konumuza dönelim…

Evet zor bir dünyaya doğdun gün yüzlüm ama senin doğduğun dünya bir anlamda da kolay.

Neden dersen, sonsuz bir teknoloji içindeyiz ve daha da gerisi geliyor.

Biz ilk renkli yayını izlediğimizde (gerçi o da hava durumuydu) heyecandan yerimizde zıplamıştık, sen ise elinde kumandayla televizyondan internete bağlanıyorsun.

Çok üşenirsek alışverişe bile gitmiyoruz. Beğendiğin oyuncağı hatta ekmeği bile tabletimizden sipariş edip evimize kadar getirtiyoruz.

Oyuncak dediğim de tabii bizim zamanımızdaki gibi değil. Hiç unutmam çocukken Almanya’dan bir oyuncak bebek gelmişti bana ve yürüyordu. Yürümekten kastım ileriye doğru bir iki adım atmaktan ibaretti ama olsun inanılmazdı bana göre. Televizyonun üzerine dantel örtü seren kadınlar gibi, dolapta sakladım onu bozulmasın diye. Oyuncak değil de dokunmadan izlenmesi gereken bir şaheserdi sanki; elimde olsa müzeye koyacaktım, o derece.

Oysa şimdikiler konuşuyor, cevap veriyor, saçları uzuyor, besleniyor, altlarını bile ıslatıyorlar yahu.

Ünlü olmak için plakçılar çarşısına gidenlerin, evden kaçıp kötü yola düşenlerin hikayelerini dinler, filmlerini izlerdik biz. Bugün 30 saniyelik ya da iki satırlık bir paylaşımla herkes ünlü olabilir.

Tabii bu arada Süpermen olmanın modası da geçti, “feno”men olmak artık mesele…

Anlayacağın çok pratik bir dünyada yaşıyoruz artık. En çok gelişen kaslarımız “parmaklarımız”, zira tek tuşla bütün dünyaya ulaşabiliyoruz.

İhtiyaçlarımız, isteklerimiz, kutlamalarımız, öfkemiz, aşkımız, ayrılığımız her şey ama her şey avucumuzdaki akıllı telefonda mevcut… Hatta çok yakında dokunmatik cihazlar için kirvelik uygulaması çıkaracaklar, inanıyorum.

Tabii bütün dünyadaki bu teknoloji çılgınlığından çok ama çok önemli bir farkı, gelişmişliği var ülkemizin. E o da sizin şansınız…

Bizde artık Devlet Yönetimi de kolaylaştı…

Eskiden tek tek düşünür, hatırlamaya çalışırdık. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genel Başkan, Bakanlar, Ana Muhalefet kimlerdi diye.

Hatta ilk “Merhaba Televole” programlarında uyuz muhabirler, genel kültürlerini ölçmek için mankenlere sorardı bu tip soruları.

Yeni Türkiye’de ise bu sorun tamamen ortadan kalktı.

Diğer ülkelerin daha on fırın ekmek yemesi lazım bu rahatlığa erişmesi için. Kıskanıyorlar haliyle, çekemiyorlar bizi. O yüzden sürekli bir fitne fesat peşindeler.

Bakma sen bizim de arada söylendiğimize, zorluk içinde büyümüş bünyemiz bu konfora ayak uydurmakta zorlanıyor da ondan.

Yoksa Yeni Türkiye, hakikaten pratik oldu böyle…

Annen

Reklamlar