Türk insanının, ailesinin sıradan bir günü…

Sabah erkenden kalkıyorsunuz.

Hele de bu kış aylarında, saatler de alınmadığı için, karanlıkta çalan alarma gönderdiğiniz sağlam bir küfürle birlikte…

Ya işe yetişeceksiniz, ya da çocuklar okula gidecek, belki ikisi birden.

Her durumda gerginsiniz.

“Kahvaltı yaptı mı? Servise yetişti mi? Ben trafiğe kaldım mı?” gibi sorular kafanızda.

Alelacele bir çay, bir kahve içtiyseniz ne mutlu…

Yoğun ve stresli bir iş günü geçirdiniz.

Belki ofiste değil, tarlada inşaatta koştunuz geçim derdinin peşinde…

Ya da kim bilir, umutla iş aradınız.

Okuldan mezun olmaya çalıştınız…

Anne iseniz zaten, ister çalışın ister çalışmayın sigortasız ve gönüllü bir meslekte; emeklilik hakkı olmadan bir ömür görev başındasınız.

Akşam olduğunda yorgunsunuz, hatta bitkinsiniz.

Tek isteğiniz kafanızı rahatlatacak bir şeyler…

Güzel bir film, yeni bir kitap, takip ettiğiniz dizi, belki bir konser ya da sevdiklerinizle neşeli bir akşam yemeği…

Ve tam o anda; düşüyor işte önce haberlere sonra aklınıza bir yangın…

Küçücük çocukların çaresizce çırpındığını, yandığını duyuyorsunuz.

Veya bir yerlerde yine gencecik askerlerin şehit olduğunu…

Çocukların hatta bebeklerin tacize, tecavüze uğradığını…

Bir kadının sokak ortasında katledildiğini…

Katledilmekten korkan bir genç kızın intihar ettiğini…

9 yaşındaki taciz mağduru bir çocuğun korkudan kalp krizi geçirdiğini…

Trafik kazasında ölen “Adam”ı…

Düğünde kör kurşunun isabet ettiği masumu…

En olmadık yerde patlayan bir kalleş bombayı…

Öyle bir Cehennem haline geldi ki bu güzelim ülke, huzurla nefes bile alamıyor insan.

Sabahki kahvaltı kavgasına, erken uyanmaya söylenmekten utanç duyuyor.

Şu meşhur “Her iyilikte bir kötülük, her kötülükte bir iyilik vardır” anlamına gelen Ying Yang öğretisi bile anlamını yitirmeye başladı.

Çünkü koca bir “yangın” yeri artık burası…

Bize kalan sadece “kötülük” sanki…

Sanki demişler ki “En dibini görün karanlığın da anlayın ışığın ne demek olduğunu”.

Sanki karanlığın en kör noktasındayız…

Ve umutla, inatla haykırmak istiyorum “Biz bunu hak etmiyoruz” diye…

Işık da en az karanlık kadar yakın olmalı bize diye…

Ve elbet çıkacağız biz bu alevlerden, aydınlığa…

Zifiri karanlığa dahi kafa tutan ateş böcekleri var; biliyorum…

Kendim için değilse bile, çocuklar için inanıyorum…

Reklamlar