Severim kendi kendime rakı içmeyi… Tıpkı bu akşam olduğu gibi… Bir bardak rakım, beyaz peynirim, yeşil eriğim bir de güzel müziğim…

Kimi yalnızlık diyor buna ama ben “kendimlik” diyorum… Kimseyi misafir etmemek bir süre… “Tadilat nedeniyle kapalıyız” yazmak kapıya… Uzaklaşmak…

Az önce eski telefon defterlerim geçti elime… Kimbilir belki isimlere bakarken geldi burnuma anason kokusu… Belki anılar, belki de rakının sarhoşlugu sızlattı burnumu…

Artık cep telefonları yüzünden pek kullanılmayan telefon defterleri bir hayat barındırdı eskiden içinde… İşte, yaşantımın bir dönemi gözümün önünde duruyor…

Kimi okuldan sınıf arkadaşım, kimi yüreğimi yerinden çıkaracak sandığım….

Kimi çabucak unutuverdiğim bir sevgili, kimi sabahlara kadar herşeyimi paylaştığım…

Kimi var ki, acaba onca zaman sonra son bir kez arasam, sesini duysam… Ona desem… Ama hatırlar mı ki beni?

İşte şu, ihanet etmişti bana…

Ah bu, ne güzel öperdi…

Onunla ne sevdik birbirimizi…

Bu muydu sabaha kadar içip uğrunda ağladığım…

Oradaki değil miydi en yakın dostum, nerededir ki şimdi?

Bir defter olmuş önümde duruyor çocukluğum, gençliğim, toylugum, doğrularım, hatalarım, tutkularım, korkularım…

Siz siz olun iyi bakın telefon defterlerinize…

Ne dövünmek için yitip giden yılların ardından, ne telafi ummak için önümüzdeki yıllardan…

Hep hatırlamak için, daha değerlisi olmadığını yaşanan “andan”…

 

 

Reklamlar