Sevgili Kızım,

Sana ilk defa mektup yazıyorum.

Tam 13 yıl önce girdin hayatımıza ve ne gariptir ki bizim seninle sevgimizi paylaşmak için kelimelere hiç ihtiyacımız olmadı demek.

Gerçi sen zaten hep anladın, hep anlattın…

Bunca sene yaşadığımız bütün sevinçlerde, acılarda, başarılarda hep sakin sessiz bir şekilde yanımızda oldun.

Çünkü sadece sevdin, güvendin…

Tıpkı bizim seni sevdiğimiz gibi…

Ne doğan çocuklarımızı kıskandın, ne de son yılında evimize yerleşen huysuz, çatlak sokak kedisini. Bir patinle onu savurabilecekken senin kuyruğunu ip zannedip oynamasına bile ses çıkarmadın.

Biz sana ne sunarsak sunalım, hatta düzenin bozulsa dahi, hiç itiraz etmedin, huysuzlanmadın.

Yollar, yıllar, evler eskittik seninle birlikte ama hep gözlerin parlayarak baktın bize.

Nasıl da bayılırdın kafanı kucağımıza koyup dakikalarca kendini sevdirmeye…

Seni çok sevdik Kızım, farkında bile olmadığımız kadar çok…

Meğer ne çok yer kaplamışsın hayatımızda; koca gövdene tezat uysallığınla…

Nasıl sessiz sessiz işlemişsin bize sevgini…

Ah Kara Kızım, bilsen ne büyük boşluk var içimizde…

Bilsen ne kadar ağırdı seni uğurlamak…

Oynamaya bayıldığın tenis topunu yanına koyarken, ruhunun özgürce onun peşinde koşacağını düşünüp acı acı gülümsemek…

Çünkü biz sadece köpeğimizi kaybetmedik Kızım…

En can dostumuzu kaybettik…

Kötülüklerle, ihanetlerle dolu bu dünyadaki en sağlam kalemizi kaybettik…

Çevremizdeki en saf, en karşılıksız sevgiyi; en sınırsız güveni kaybettik…

Çok acıyor içim, tek tesellim huzur içinde yaşadığını ve öldüğünü biliyor olmak.

Çünkü biliyordun ki seni çok sevdik…

Tıpkı senin bizi sevdiğin gibi…

Güle güle can dostum, yolun aydınlık olsun…

Dilerim güzel bir deniz kenarında, dalgaları kovalıyorsundur şimdi.

Ya da çok sevdiğin karlar içinde yuvarlanıyorsundur.

Ama hep içimizde olacaksın ve yürekten inanıyorum ki bir yerlerde bir zamanda tekrar buluşacağız seninle…

O yüzden elveda değil, güle güle Kara Kızım…

Güle güle…

Reklamlar