Nesimi Çimen (Sarız 1926); Asım Bezirci (Erzincan 1927); Metin Altıok (Bergama,1941); Muhlis Akarsu(Kangal 1948); Behçet Aysan (Ankara 1949); Muhibe Akarsu (Kangal 1958); Edibe Sulari (Erzincan 1953); Uğur Kaynar (Zara 1956); Asaf Koçak (Yerköy 1957); Erdal Ayrancı (Niğde 1958); Sehergül Ateş (Ankara 1953); Hasret Gültekin (Han Köyü’nden, 1965); Muammer Çiçek (Yalınyazı Köyü, Zile 1967); Gülender Akça (Divriğinin Şahin Köyü’nden, 1968) ; Mehmet Atay (Divriği 1968); Sait Metin (Divriği 1970); Carina Johanna (Alevilik araştırmacısı, Hollanda 1970); Gülsün Karababa (Divriği 1971); İnci Türk (Balıkesir 1971); Huriye Özkan (Ankara 1971); Murat Gündüz (Ankara 1971); Ahmet Özyurt (Ankara 1972); Handan Metin (Ankara 1973); Yeşim Özkan (Ankara 1973); Yasemin Sivri (Ankara 1974); Serpil Canik (Ankara 1974); Serkan Doğan (Ankara 1974); Belkıs Çakır (Ankara 1975); Nurcan Şahin (Ankara 1975); Özlem Şahin (Ankara 1976); Asuman Sivri (Ankara 1977); Menekşe Kaya (Ankara 1977); Koray Kaya (Ankara 1981)…

Belki yukarıdakilerin hepsi birer isim…

Belki adını bile hatırlamadığımız, kim olduğunu bilmediğimiz…

Sivas, 1993…

8 saat içinde hepimizin gözü önünde canlı canlı yakıldı onlar…

Yardım çığlıkları günlerce, gecelerce gitmedi kulaklarımızdan…

Bambaşka yerlerden, bambaşka yaşlardan, bambaşka hayatlardan geldiler.

Hep birlikte hayata veda ettiler…

Yanyana öldüler…

Bizleri ayıbımızla, utancımızla baş başa bırakarak gittiler…

Ne demiş Sehergül Ateş’in babası kızının ardından biliyor musunuz?

“Biz onunla baba kız değildik. O hem sırdaşım, hem yoldaşım, hem dayanağım ve gücümdü…”

Bir canı almadılar sadece, bir babanın gücünü tükettiler…

Sizce onları yakan, bizi kavuran ateş, bağnazın kara zihniyetini aydınlatabildi mi bu 17 yılda?

O gün onlarca masumu kapkara düşünceleriyle ateşe verenler, bugün dağıldı mı çevremizden?

Ve o gün Sivas’ta olmayan bizler; bugün suskunluğumuzla yasta değil miyiz?

Bizi esir alan zalim ateşten kurtulabiliyor muyuz?

Yoksa sessiz çığlıklarımızla ölüyor muyuz, yanarak?

“Unutmadık, unutturmayacağız” diyorlar…

Sahi siz hatırlıyor musunuz neyi “unutmamamız” gerektiğini?

2 Temmuz 2010

Reklamlar